Hedefli kent.. Hedefsiz kent..
İkisi arasında ciddi farklar olduğunu, şu son EXPO macerası vasıtasıyla bir kez daha kavradık.
Dünyaya açılmak, belli kaliteye, belli ölçülere yükselmek, isim yapmak, tanınmak, büyümek isteyen şehirlerin, mutlaka ve mutlaka önlerine "peşinden koşacakları büyük hedefler" koymaları şart.
O hedeflere varsalar da, varamasalar da şart.
Kazansalar da, kazanmasalar da, şart..
Son senelerde "Üniversite Oyunları" bizi uluslararası arenada koşturttu.
Keza EXPO da öyle, aylarca koşturttu.
Peki, bu koşular kötü mü oldu?
Yararsız mı oldu?
Zararlı mı oldu?
Hayır, kesinlikle hayır.
Bir yarışı kazandık, birini kaybettik.
Ancak, her ikisinde de kazandığımız ve faydalandığımız çok ciddi unsurlar olduğunu dürüstçe kabul edelim.
Nedir onlar?
Başta; uluslararası mücadele deneyimi..
İmkanlarımızı dünya çapında kullanma tecrübesi..
Çeşitli kurumlarla işbirliği içinde çalışma becerisi..
Yabancı ülkeleri ve farklı zihniyetleri tanıma yeteneği..
Ama en önemlisi, en ciddisi bana göre şudur:
Kent adına dünya çapında proje üretme girişimi..
Bence, bu yarışmalarda elde ettiğimiz en güzel-en yararlı kazanım bu olmuştur.
Ve o zorunlu girişim sayesinde de, şu anda elimizde Türkiye'yi, Ege'yi ve İzmir'i ayaklandıracak pek çok uluslararası proje mevcuttur.
Bugün birinci sayfa manşetimizden yaptığımız çağrının amacı, aslında o projelerdir.
EXPO'yu Milano'ya kaptırdık diye, onca emek verdiğimiz parlak projelerden vazgeçmemeliyiz.
Aksine, EXPO İzmir'de yapılacakmış gibi, EXPO'yu kazanmış gibi yolumuza devam etmeliyiz.
Doğru tavır, doğru karar budur.
Kaybı, uluslararası kazanca çevirelim
EXPO mücadelesine katılan tüm güçlerle hedefimizi kesintisiz kovalayalım.
Hükümeti, bakanlığı, milletvekillerini, belediyeyi, odaları, sivil toplum örgütlerini, basını bu "ortak amaç" etrafında koşturmaya yönlendirelim, zorlayalım, mecbur edelim.
Yeniden "hedefsiz kent" sınıfına düşmeyelim, ne yapacağımızı bilmeden senelerimizi harcamayalım.
Şu anda önümüzde yol haritası duruyor, projeler duruyor, kafamız net, bilgimiz var, rotamız belli..
O halde hepsinden faydalanalım.
Uluslararası emeklerimizi, dünya çapındaki çalışmalarımızı, masraflarımızı, deneyimlerimizi, görgülerimizi "uluslararası kazanca" dönüştürelim.
İnciraltı'nı, İzmir'i EXPO'yu kazanmış ruh haliyle düzenleyelim.
Kente cazibe merkezi yaratma olanağını sonuna dek kullanalım.
Fırsat bu fırsattır.
Yakaladığımız ortak rüzgarı estirmeye devam etmeliyiz.
Çünkü, "hedefli kent" bilinci, hedefsiz olmaktan ya da yeni hedefler aramaktan her zaman iyidir, her zaman avantajlıdır.
Osman GENÇER
YENİ ASIR GAZETESİ


Günümüzde Göztepe adı öncelikle Konak ilçesine bağlı bir mahallenin ve o mahalle merkezli ve spor kulübüyle de efsane olmuş bir semtin adıdır.